İSTANBUL (AA) - EY (Ernst & Young), küresel otomotiv pazarlarındaki tüketici eğilimlerini analiz eden 'Mobilite Tüketici Endeksi' araştırmasının yeni sayısının sonuçlarını paylaştı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, geçen yıl küresel ölçekte elektrikli araç satışları yavaşlama gösterirken, içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) yönelim yeniden güç kazanıyor.
Araştırma, elektrikli araçların geleceğini belirleyecek kritik unsurların menzil ve şarj altyapısında gelişmeler olduğunu ortaya koyuyor. Tüketiciler, menzil kaygısı, şarj altyapısındaki yetersizlikler, yüksek batarya maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle elektrikli araçlara sahip olma düşüncelerini yeniden gözden geçiriyor.
Bununla birlikte, ABD'de her yıl düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2026, yeni nesil elektrikli araç modellerine gösterilen ilgiyi gözler önüne serdi. Otomotiv sektörüne yön veren markaların elektrikli modellerinin fuarda öne çıkmasına rağmen, bu ilginin satışlara aynı ölçüde yansımadığı görülüyor.
Endeks sonuçlarına göre, küresel otomobil tüketicilerinin yüzde 50'si 24 ay içinde içten yanmalı motora sahip araç satın almayı planlıyor.
Elektrikli araç (EV) tercihi yüzde 14'e, hibrit seçeneği ise yüzde 16'ya gerilerken, bataryalı elektrikli araç (BEV) satın alma talebinin tüm büyük pazarlarda düştüğü görülüyor.
Aynı zamanda, potansiyel EV alıcılarının yüzde 51'i satın alım planlarında değişiklik olmadığını belirtirken, yüzde 36'sı jeopolitik gelişmeler nedeniyle satın alma kararını ertelediğini veya yeniden değerlendirdiğini ifade ediyor.
ABD'de teşvik politikalarındaki değişimler ve emisyon hedeflerindeki revizyonlar da bu eğilimleri etkiliyor. Aynı zamanda büyük çaplı otomobil üreticileri, tüketici talebindeki değişime yanıt olarak içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) ve hibrit modellere yeniden ağırlık veriyor.
- Menzil ve şarj altyapısı endişesi, elektrikli araç satın alımında en büyük engeller arasında yer alıyor
Tüketicilerin yüzde 29'u menzil kaygısını, yüzde 28'i ise yetersiz şarj altyapısı ve yüksek batarya değişim maliyetlerini elektrikli araçlara geçişin önündeki temel engeller olarak görüyor.
Mevcut BEV sahiplerinin yüzde 32'si de menzil konusunda endişe taşırken, şarj deneyiminde öne çıkan sorunlar ise istasyon bulma zorluğu (yüzde 39), uzun bekleme süreleri (yüzde 37) ve yüksek şarj maliyetleri (yüzde 32) olarak sıralanıyor. Bununla birlikte potansiyel BEV alıcılarının üçte biri, araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi yeni çözümlere açık olduğunu belirtiyor.
Otomobil tüketicileri, bağlantılı araç teknolojilerine ilgi gösteriyor ancak öncelikler güvenlik, navigasyon, bakım ve araç sağlığı hizmetleri etrafında şekilleniyor. Konfor, eğlence ve ileri seviye otonomi ise bu temel beklentilerin gerisinde kalıyor.
Anket katılımcılarının yüzde 39'u bağlantılı hizmetlerin yüksek maliyetini önemli bir engel olarak değerlendirirken, yüzde 60'ı düşük otomasyon seviyeleriyle kendini daha rahat hissediyor. Seviye 3 ve üzeri otonomiyi konforlu bulanların oranının ise yüzde 26 olduğu görülüyor.
Dijitalleşmenin artmasına rağmen bayiler, araç satın alma sürecinde hala kritik bir rol oynuyor. Otomobil tüketicilerinin önemli bir kesimi (yüzde 41'i), hala satın alma işlemini fiziki olarak tamamlamayı tercih ederken, geçen seneki endeks verilerinde bu oran yüzde 61 olarak kaydedilmişti.
Ayrıca elektrikli araç satın almayı düşünen tüketiciler, özellikle şarj altyapısı, batarya ömrü ve yeni teknolojiler konusunda daha fazla rehberlik ihtiyacı duymaları nedeniyle bayi etkileşimine daha fazla önem veriyor.
- 'Tüketiciler bugün farklı teknolojileri karşılaştırarak daha bilinçli tercihler yapıyor'
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, İleri Üretim ve Mobilite Sektör Lideri Arda Karaçelebi, elektrikli araçların, önemli bir dönüşüm eşiğinde bulunduğunu belirtti.
Karaçelebi, CES 2026'da elektrikli araçların öne çıkmasına rağmen tüketici tercihlerinin, karar süreçlerinde hala güven ve ekonomik dengelerin belirleyici olduğunu gösterdiğini aktararak, şunları kaydetti:
'EY Mobilite Tüketici Endeksi'ne göre, şarj altyapısının yaygınlaşması, servis ağlarının güçlenmesi ve ikinci el değerine ilişkin netliğin artması, elektrikli araçlara olan güveni hızla artıracak temel unsurlar arasında yer alıyor. Tüketiciler bugün farklı teknolojileri karşılaştırarak daha bilinçli tercihler yapıyor, bu da tek tip bir yaklaşım yerine, farklı ihtiyaçlara hitap eden güç aktarma çözümlerinin önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı özellikler ve gelişmiş sürücü destek sistemleri, güvenliği artıran, daha kişiselleştirilmiş ve katma değerli bir kullanıcı deneyimi sunarak tüketici kararlarında daha belirleyici hale gelecek.
Bence dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da bağlantılı araç teknolojisi ile elektrikli araç teknolojilerinin hemen hemen aynı zamanlarda artan bir trend yakalaması nedeniyle aslında birbirinden bağımsız olarak hareket edebilecek iki teknolojinin trend ve algı olarak birbirini besleyerek güçlendirmesi. Ancak bu trendlerin yakın zamanda biraz ayrışacağını ve otonom teknolojilerinin elektrikten bağımsız güçlü bir trend olarak takip edileceğini düşünüyoruz.'





