İSTANBUL (AA) - IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği (CEO) Murat Çiftçi, 2026 prim artışları ve zam oranlarının sektörel ve operasyonel etkilerine işaret ederek, 2026'da sigorta fiyatlamasının tek bir zam oranıyla açıklanamayacak kadar çok değişkene bağlı olduğunu belirtti.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler, pek çok alanda olduğu gibi sigorta sektöründe de hem fiyatlar hem de ihtiyaç ve beklentiler yönünden etkilerini gösteriyor.

Bu yıl için öngörülen prim artış oranları bazı branşlarda daha belirgin olurken, müşteri segmenti, hasar geçmişi, risk mühendisliği olgunluğu ve reasürans yapısı gibi ayrıştırıcı faktörler öne çıkıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Murat Çiftçi, prim artışlarının sigorta sektöründe tek bir oranla açıklanamayacak kadar çok değişkene bağlı bir tablo ortaya çıkardığını aktardı.

Geçen yıl toplam prim üretiminin 1,222 trilyon liraya ulaşması ve en yüksek hacmin trafik ile sağlıkta gerçekleşmesi, bu yıl da bu branşlarda yüksek hacim ve yüksek maliyet baskısı kombinasyonunun devam edeceğini gösterdiğini vurgulayan Çiftçi, 'Sağlıkta medikal enflasyon ve kullanım frekansı, kaskoda yedek parça-işçilik maliyetleri ve dövize endeksli araç bedelleri, yangın branşında yeniden yapım maliyetleri ve büyük hasar duyarlılığı, mühendislikte proje maliyetleri ve tedarik gecikmeleri, trafikte ise regülasyon değişiklikleri fiyatlamayı yukarı çeken temel unsurlar olarak öne çıkıyor.' ifadelerini kullandı.

Çiftçi, prim artışını belirleyen ana faktörlerin enflasyon, döviz etkisi, hasar frekansı ve şiddeti, reasürans maliyetleri ve regülasyonlar olarak sıralandığının bilgisini paylaştı.

Parça, işçilik ve sağlık hizmet bedellerindeki artışın hasar maliyeti enflasyonunu tetiklerken, döviz bazlı ekipman ve reasürans maliyetlerinin fiyatlamayı doğrudan etkilediğine dikkati çeken Çiftçi, 'Hasar frekansı ve şiddetindeki yükseliş, daha sık ve daha pahalı hasar anlamına geldiği için primleri yukarı iterken, reasürans tarafındaki kapasite, muafiyet ve alt-limit değişimleri 'primer' tarifelerde belirleyici rol oynuyor. Bazı branşlarda ise fiyatın önemli bir bölümü serbest piyasa dinamiklerinden çok mevzuatlar tarafından şekilleniyor.' değerlendirmelerinde bulundu.

- 'Yerel hasar dinamikleri 'primer' seviyede baskıyı sürdürdü'

Reasürans piyasalarında 2025'in son çeyreğinde küresel ölçekte yumuşama sinyali görülse de Türkiye'de bu eğilimin aynı hızla primlere yansımadığını kaydeden Çiftçi, TL enflasyonu, döviz bazlı ikame maliyetleri ve yerel hasar dinamiklerinin 'primer' seviyede baskıyı sürdürdüğüne dikkati çekti.

Çiftçi, buna karşın iyi risk profiline, güçlü veri setine ve risk iyileştirme aksiyonlarına sahip kurumsal müşterilerin, reasürörlerin daha seçici tutumu içinde daha avantajlı şartlara erişebildiğini belirterek, küresel rekabetin arttığı branşlarda fırsatlar oluşurken, yerelde maliyet baskısının güçlü kalmaya devam ettiğini aktardı.

Kurumsal müşteriler ve KOBİ'ler açısından 2026'nın en kritik etkilerinin, teminat mimarisinde daralma veya yeniden tasarım ihtiyacı, yenileme süreçlerinde erken hazırlığın önem kazanması, risk mühendisliği talebinin artması ve toplam risk maliyeti yaklaşımının zorunlu hale gelmesi olarak öne çıktığını anlatan Çiftçi, şunları kaydetti:

'Aynı bütçeyle aynı limitleri korumak zorlaştıkça muafiyet artışı, alt-limitler ve istisnalar gündeme geliyor; son dakikaya kalan yenilemeler pazarlık gücünü azaltıyor; yangın güvenliği, iş sürekliliği ve siber kontroller gibi alanlarda iyileştirme planları fiyatlamayı belirleyen ana unsur haline geliyor. Prim, muafiyet, teminat boşlukları ve operasyonel kesinti maliyetinin birlikte değerlendirilmesi ise artık kaçınılmaz. Bireysel tarafta ise 2026'da maliyet baskısının en yoğun hissedileceği ürünler sağlık, kasko ve konut olarak öne çıkıyor.'

Çiftçi, sağlıkta medikal maliyetler ve kullanım frekansı, kaskoda parça-onarım maliyetleri ve araç değerlerindeki artış, konutta ise yapı maliyetleri ve deprem dahil teminat kurgularının fiyatları yukarı çektiğine işaret ederek, 'Tüketicinin fiyat hassasiyetinin arttığı bir dönemde poliçe kapsam kalitesi -muafiyetler, limitler, network yapısı ve istisnalar- fiyat kadar belirleyici hale geliyor.' ifadesini kullandı.

Bu yılı yalnızca 'fiyat yılı' değil, aynı zamanda 'program mimarisi ve risk yönetimi yılı' olarak konumlandırdıklarını anlatan Çiftçi, erken yenileme süreçleri, güçlü veri kalitesi, alternatif teminat yapıları, yangın ve siber alanlarında 90-180 günlük risk iyileştirme planları ve sözleşmesel risk yönetimi yaklaşımının, müşterilere sundukları temel değer önerilerini olduğunu vurguladı.

Çiftçi, söz konusu yaklaşımın, bütçeyi korurken teminat kalitesini düşürmeden sürdürülebilir çözümler üretmeyi hedeflediğine dikkati çekti.

Kaynak: AA