İSTANBUL (AA) - İstanbul Bilgi Üniversitesi, 30. yıl etkinlikleri kapsamında bestecisi ve multimedya sanatçısı Pierre Jodlowski'yi öğrenci ve sanatseverlerle buluşturdu.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Jodlowski'yi, seminer, konser ve atölyelerden oluşan, disiplinlerarası müzik üretimine odaklanan programla ağırladı.
Jodlowski, iki gün süren etkinlikler kapsamında, santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen 'Organsız Beden' başlıklı seminerde Antonin Artaud'nun Tarahumaralar adlı metninden hareketle organsız beden kavramını ele alarak eserlerinde kurduğu kavramsal çerçeveyi, farklı medyalar arasındaki ilişkileri ve üretim süreçlerinde benimsediği teknik yaklaşımları paylaştı.
Seminerde üretim pratiğine dair başlıkları ele alan Jodlowski, yaratıcılık sürecini 'dünya, öfke, tepki ve kavramdan sahnelemeye uzanan bir zincir' olarak tanımladı.
Jodlowski, çağdaş müzikte sesin tek başına değil, video, metin, görsel imge ve sahneleme unsurlarıyla düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak, disiplinlerarası yaklaşımın önemine işaret etti.
Programda gerçekleştirilen konser kapsamında Jodlowski, Bilgi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Tüzün ile sahne alarak elektronik doğaçlama performansıyla dinleyicilerle buluştu. Deneysel ve elektronik müzik ekseninde gerçekleşen performans, ses, teknoloji ve anlık üretim arasındaki ilişkiyi sahneye taşıdı.
Etkinliklerin akademik ayağında Jodlowski, Bilgi Müzik Bölümü öğrencileriyle kompozisyon dersleri ve bağımsız çalışma oturumlarında bir araya geldi.
Öğrenciler, çağdaş bestecilik pratikleri, multimedya kullanımı ve sahneleme stratejileri üzerine sanatçıyla doğrudan etkileşim kurma imkanı buldu.
- 'Özgürlük anlamında zaman zaman sıkışmış hissediyordum'
Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Pierre Jodlowski, genç yaşlarda kendisini özgürlük anlamında zaman zaman sıkışmış hissettiğini, müzik parçalarının 'belirli kalıplara' (örneğin 3-4 dakikalık sürelere bağlı olması) gerektiğini sorgulamaya başladığını belirtti.
Söz konusu sorgulamanın, kendisini üniversiteye dönmeye yönelttiğini aktaran Jodlowski, şu ifadeleri kullandı:
'Toulouse Üniversitesi'nde geçirdiğim yıllar, ne yapmak istediğimi keşfettiğim bir dönem oldu. Özellikle Xenakis ve Stockhausen'i tanımak benim için son derece güçlü bir deneyimdi. O ana kadar klasik müzikten rock'n rolla geçmenin beni özgürleştirdiğini düşünüyordum. Ancak onların müziğiyle karşılaştığımda, aslında çok daha radikal ve özgür bir ifade alanının mümkün olduğunu fark ettim.'
Jodlowski, sanatçının, toplumun dışında değil, içinde olması gerektiğini kaydederek, 'Sanat, politikadan daha güçlüdür çünkü duygusal bir şok yaratabilir. Sanat dünyayı tamamen değiştirmeyebilir ancak bireyin hafızasında kalıcı bir etki bırakabilir.' değerlendirmesini yaptı.