İSTANBUL (AA) - Hematoloji alanındaki güncel bilimsel gelişmelerin bölgesel düzeyde ele alındığı 'Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ASH'in Öne Çıkan Başlıkları' Kongresi, Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından, Amerikan Hematoloji Derneği (ASH) işbirliğiyle İstanbul'da gerçekleştirildi.

Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden çok sayıda çocuk ve erişkin hematoloji uzmanını bir araya getiren kongrede, 'hemoglobinopati'lerde gen tedavileri, hücresel tedaviler, CAR-T uygulamaları, kök hücre nakli ve yapay zekanın hematolojideki rolü başlıkları öne çıktı.

Toplantıda, Aralık 2025'te ABD'nin Orlando kentinde düzenlenen ASH Kongresi'nde sunulan bilimsel veriler bölge hekimleriyle paylaşıldı.

Kongrenin ilk gününde ele alınan hemoglobinopatiler başlığı kapsamında, 'talasemi' ve orak hücreli anemiye yönelik güncel gelişmeler değerlendirildi. Kongrede talasemiye ayrılan özel oturumda Türkiye'nin uygulamaları da ele alındı.

Kongrenin hücresel tedaviler, CAR-T uygulamaları ve transplantasyon başlıklarının ele alındığı oturumlarında, lösemi, lenfoma ve multipl miyelom alanındaki yenilikler değerlendirildi.

Kongrenin son gününde de yapay zekanın hematolojideki rolü ele alındı.

- Türk hematolojisinin uluslararası alanda görünürlüğü artıyor

THD Başkanı ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, AA muhabirine, kongrenin, dünyadaki güncel gelişmelerin bölge hekimleriyle eş zamanlı paylaşılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Mehtap, bu tür kongrelerin hem Türkiye hematolojisine katkı sağlaması hem de Türk hematolojisinin uluslararası alanda görünürlüğünün artırılması açısından önemli olduğuna vurgu yaparak, 'Türkiye'nin bu organizasyonda öncü ülkelerden biri olması ve Türk Hematoloji Derneği ile birlikte yer alması da ayrıca büyük bir değer taşıyor.' dedi.

Türkiye'de modern hematolojik tedavilere erişimin mümkün olduğunu belirten Mehtap, özellikle 'multipl miyelom' alanında hedefe yönelik akıllı tedavilerin klinik kullanıma girdiğini ifade etti.

CAR-T olarak adlandırılan, hastanın T hücrelerinin tümöre karşı genetik olarak eğitilerek geri verilmesi esasına dayanan tedavi yönteminin ise kademeli olarak Türkiye'ye geldiğini aktaran Mehtap, Sağlık Bakanlığının bu konuda yürüttüğü çalışmalar sayesinde birkaç yıl içinde CAR-T uygulamalarının Türkiye'de de yaygınlaşmasının beklendiğini kaydetti.

- Türkiye kök hücre nakli açısından avantajlı

THD üyesi ve Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Şule Cangül Ünal, bu yılki kongrenin çocuk hematolojisi açısından özel bir önem taşıdığını belirterek, gen tedavisine ilişkin sonuçların ilk kez 12 yaş altını da kapsayacak şekilde 5-11 yaş grubuna ait yeni pediatrik verilerle sunulduğunu ifade etti.

Ünal, gen tedavisinin özellikle transfüzyona bağımlı talasemi ve orak hücreli anemi hastaları için önemli bir seçenek haline geldiğini ifade ederek, 2022-2024 döneminde iki farklı gen tedavisinin FDA (Gıda ve İlaç İdaresi) onayı aldığını hatırlattı.

Dünyada bu tedavilere erişebilen hasta sayısının halen sınırlı olduğuna işaret eden Ünal, Türkiye'nin kök hücre nakli açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu belirtti.

Ünal, tam uyumlu kardeş vericisinin bulunabilmesinin büyük bir avantaj olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

'Mevcut uygulamada gen tedavisinin ön koşulları, hastanın transfüzyona bağımlı olması, 12 yaş üzerinde olması ve nakil için uyumlu bir vericisinin bulunmaması şeklinde tanımlanıyor. Oysa ülkemizde, çok çocuklu aile yapısı nedeniyle nakil için uyumlu vericiye sahip olma olasılığı nispeten daha yüksek. Ülkemizdeki talasemi uygulamalarına baktığımızda, yaklaşık 5 bin kayıtlı talasemi hastasının 1500'den fazlasının nakil seçeneğinden yararlandığını görüyoruz. 1988'den bu yana elde edilen sonuçlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla, küratif bir tedavi olan kök hücre nakline hızlı bir şekilde erişebiliyoruz.'

Talasemi ve orak hücre hastalığının, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede sık görülen hastalıklar olduğunu kaydeden Ünal, 'Türkiye olarak bu alanda neler yaptığımızı anlattığımızda, hem Amerika'daki ekiplerden hem de bölgedeki hekimlerden son derece olumlu ve hayranlık dolu geri bildirimler aldık.' dedi.

Ünal, Türkiye'de talasemiye yönelik önleme programının 1993'te yürürlüğe girdiğini anımsatarak, 2003'ten itibaren de evlilik öncesi taramaların yaygınlaştırıldığını, 2018'den sonra ise tüm ülkede çift taşıyıcıların saptanmasının sağlandığını söyledi.

İki taşıyıcının evlenmesi durumunda, preimplantasyon genetik tanı yöntemiyle sağlıklı çocuk sahibi olma imkanının 2021'den itibaren ücretsiz geri ödeme kapsamına alındığını da aktaran Ünal, sözlerini şöyle tamamladı:

'Dolayısıyla ailelerin pek çok seçeneği bulunuyor. Bunun yanı sıra, orak hücre hastalığı ve talasemide kök hücre nakli dâhil olmak üzere tüm tedavi seçeneklerine hastalarımız erişebiliyor. Gen tedavisi özelinde ise, hastalarımızın büyük bir kısmında nakil seçeneğiyle sorun çözülebildiği için bu aşamaya gelmeden tedavi mümkün olabiliyor. Türkiye'nin en önemli güçlü yanlarından biri de hemoglobinopatiler, yani talasemi ve orak hücre hastalığı için ulusal bir kayıt sistemine sahip olması. Bugün yaklaşık 5 bin talasemi hastasına ait veriler kayıt altına alınmış durumda. Bu hastaların izlem süreçleri ve hastalığın seyrini belirleyen faktörlere ilişkin son derece kıymetli bir veri setine sahibiz.'

- 'Hedefimiz, tedavileri daha basit, daha erişilebilir ve daha yaygın hale getirmek'

ASH Başkanı ve Stanford Üniversitesi Tıp Profesörü Robert Negrin de hematoloji alanında hücresel tedaviler ve kök hücre naklinde kaydedilen ilerlemelerin hasta sonuçlarını belirgin şekilde iyileştirdiğini belirterek, bu alandaki gelişmelerin daha da hızlanacağını söyledi.

Kök hücre naklinin etkili ancak riskli bir tedavi yöntemi olduğuna işaret eden Negrin, 'Bu riski azaltmaya yönelik yeni yaklaşımlar geliştiriliyor. Transplantasyondaki bir diğer önemli ilerleme ise farklı donör tiplerini kullanabilme kapasitemizin artmasıdır. Bu da pratikte, nakilden fayda görebilecek neredeyse tüm hastaların gerçekten nakil olabilmesi anlamına geliyor. Bu, çok önemli bir kazanım.' diye konuştu.

Negrin, CAR-T hücre tedavilerinin lösemi, lenfoma ve multipl miyelomda önemli bir yer edindiğini belirterek, bugünkü temel hedeflerinin, bu tedavileri daha basit, daha erişilebilir ve daha yaygın hale getirmek olduğunu söyledi.

Kaynak: AA