KAHRAMANMARAŞ/ADIYAMAN/HATAY (AA) - FATMA SEVİNÇ ÇETİN - 'Asrın felaketi' olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından kalıcı konutlarına yerleşen depremzede hak sahipleri, bir yandan kayıplarının izlerini taşırken bir yandan da yeniden inşa süreciyle birlikte hayatlarını tekrar kuruyor.
Anadolu Ajansının (AA) 'Asrın felaketinden asrın inşasına' uzanan süreci ele alan 'UMUT HEP VAR' belgeseli kapsamında hazırlanan dosya haberde, depremzedelerin enkazdan kalıcı konuta uzanan yolculuğu ile yeni yuvalarında hayata tutunma çabası anlatılıyor.
Farklı şehirlerde olmalarına rağmen benzer acıları yaşayan ve yakınlarını kaybeden hak sahipleri, yapımı tamamlanan kalıcı konutlarına yerleşerek yeni hayatlarını kurmaya çalışıyor.
Kahramanmaraş'ta 22 bloktan oluşan ve yaklaşık 1400 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Sitesi'nde yaşayan, depremde eşini ve üç çocuğunu kaybeden Gülseren Aksu da depremden en ağır etkilenen isimler arasında yer alıyor.
Depreme Eskişehir'de büyük kızının yanında yakalanan Aksu, deprem haberini alır almaz Kahramanmaraş'ta kalan ailesine ulaşmaya çalıştığını belirtti.
Günlerce enkaz başında bekleyen ve eşi ile üç çocuğunun hayatını kaybettiğini öğrenen Aksu, ailesini defnettikten sonra hayatta kalan tek kızı için yaşamını sürdürdüğünü ve hayatını yeniden kurmaya çalıştığını anlattı.
Fore kazıklarla güçlendirilen ve yeniden dirilişi simgeleyen Anka Konutlarına yerleşen Aksu, kalıcı konutunun kendisine güvenli bir yuva sunduğunu söyledi.
Aksu, deprem öncesinde yaşadığı evle karşılaştırıldığında yeni evinde kendisini daha rahat hissettiğini belirterek, 'Güvenilir bir şekilde hiç böyle tereddütsüz kapımı kilitleyip geçip yatabiliyorum yani kalabiliyorum. Bundan önceki evde bazen geceleri korkuyordum ama bu evde daha rahatım. Şöyle huzurla yatabiliyorum.' dedi.
- 'Bu çocuklar bana emanet'
Adıyaman'da yaşayan Bayram Kahraman, depremde oğlunu, gelinini ve üç torununu kaybetti, eşi ve iki torunuyla birlikte enkazdan beşinci gün kurtarıldı.
Depremin ardından çadır ve konteyner sürecini yaşayan Kahraman, bugün Türkiye'nin en büyük deprem şantiyelerinden biri olarak hayata geçirilen İndere bölgesindeki kalıcı konutlarda yaşamını sürdürüyor.
Enkaz altında geçirdikleri günleri anlatan Kahraman, kurtuldukları ana kadar umutlarını kaybetmediklerini belirterek, 'Beş gün yerin altındaydık. Sesimizi kimse duymuyordu. Enkazın altında sadece Allah'a dua ediyorsun.' dedi.
Oğlunu, gelinini ve torunlarını kaybettiğini dile getiren Kahraman, hayatta kalan iki torununun kendisini ayakta tuttuğunu söyledi.
Kahraman, depremden sonra yaşamını torunlarının geleceğine göre şekillendirdiğini vurgulayarak, 'Yaşayacaksak bunlar için yaşayacağız dedik. Bu çocuklar bana emanet.' diye konuştu.
Kalıcı konutlara taşınmalarının ardından çocukların kendilerini daha güvende hissettiğini dile getiren Kahraman, yeni evlerinde geceleri korkmadan uyuyabildiklerini söyledi.
- 'İnşaatın resmini çekiyor, sabaha kadar bakıyordum'
Adıyaman'da yaşayan Ayfer Bilgiç ise depreme kent merkezinden uzak Zey Köyü'ndeki evinde yakalandı. Depremde köydeki evleri ağır hasar gören Bilgiç ailesi, afetten sonra barınma ihtiyacını geçici çözümlerle karşıladı.
Depremin ardından Zey Köyü'nde köy yerleşimine uygun şekilde inşa edilen kalıcı evlere yerleşen Bilgiç ve ailesi için bu konutlar, hem barınma ihtiyacını karşıladı hem de köy hayatını sürdürme imkanı sundu.
Yeni evine taşınmasının ardından günlük yaşamın yeniden düzene girdiğini belirten Bilgiç, köy evlerinin depremzedeler için güvenli ve kalıcı bir yaşam alanı oluşturduğunu belirtti.
Bilgiç, köy evlerinin teslim sürecini anlatırken, anahtarın kendisine ulaştığı anın hafızasında özel bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bilgiç, 'Muhtar 'evini temizleyebilirsin' diye mesaj attığında o an kalkıp yeri öptüm.' şeklinde konuştu.
İnşaat sürecini yakından takip ettiğini anlatan Bilgiç, yeni evinin kendisi için taşıdığı anlamı, 'İnşaatına bile her gün gelip bakıyordum, kokluyordum, resmini çekiyor, sabaha kadar bakıyordum.' ifadesini kullandı
Yeni evine yerleşmesinin ardından günlük hayatın yeniden düzene girdiğini vurgulayan Bilgiç, yaşadıklarının ardından duyduğu memnuniyeti ise 'Allah çok şükür her şeyi benim gönlüme göre verdi.' dedi.
- 'Bir evde ışık yandığını gördüğümüzde 'bir şeyler düzeliyor' diyorduk'
Hatay'da yaşayan terör gazisi Halil Mısırlı ise depreme eşi ve 3 çocuğuyla birlikte evinde yakalandı.
Şiddetli sarsıntı sırasında ailesini bir arada tutmaya çalıştığını anlatan Mısırlı, ağır hasar gören binadan eşi ve çocuklarıyla birlikte güçlükle çıktıklarını belirtti.
Mısırlı, çocukluğunun geçtiği, sokaklarını ezbere bildiği Hatay'ı depremden sonra bu halde görmenin kendisini derinden etkilediğini, kenti tanımakta güçlük çektiğini söyledi.
Depremin ardından bir süre ailesiyle birlikte konteynerde yaşadıklarını belirten Mısırlı, 'Kalacak bir yeriniz oluyor ama insan kendi evi gibi hissetmiyor.' dedi.
Mısırlı, Hatay'da hayatın tamamen durduğunu, evlere girmenin bile mümkün olmadığını dile getirerek, zamanla temel ihtiyaçların karşılanmaya başlamasının kendileri için umut kaynağı olduğunu ifade etti.
Yeniden inşa sürecinin başlamasıyla umutların da yeşerdiğini vurgulayan Mısırlı, kentte yanan her ışığın kendilerini biraz daha rahatlattığını belirtti. Mısırlı, 'Bir evde ışık yandığını gördüğümüzde 'bir şeyler düzeliyor' diyorduk. O umut insana iyi geliyordu.' diye konuştu.
Kalıcı konutlara taşınmalarının ardından ailesiyle birlikte daha güvende hissettiklerini dile getiren Mısırlı, şunları kaydetti:
'Bu evler bize bir ferahlık ve güven duygusu verdi. Dileğimiz, artık burada sağlam ve huzurlu bir şekilde yaşamak. Kurada ismimi duyduğumda bayram gibi oldu. Eşimle birbirimize sarıldık, 'Biz de evimize dönüyoruz.' dedik.'





