Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

AVRUPA’NIN KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA ARAYIŞI

Paylaş:
N
Dünya uzun zamandır büyük güçlerin rekabetine sahne oluyor. Bir tarafta Amerika Birleşik
Devletleri, diğer tarafta Çin yükselirken; Rusya-Ukrayna savaşı, enerji krizleri ve ticaret
savaşları da küresel dengeleri yeniden şekillendiriyor. İşte tam bu ortamda Avrupa Birliği, son
yıllarda sık sık duyduğumuz bir kavramı daha fazla gündeme taşıyor: “stratejik özerklik.”
Peki bu ne anlama geliyor? Aslında mesele oldukça basit. Avrupa artık güvenlikten
teknolojiye, enerjiden savunma sanayisine kadar birçok konuda başka ülkelere bağımlı olmak
istemiyor. Kendi kararlarını kendi verebilen, kriz anlarında dışarıya muhtaç kalmayan bir yapı
kurmaya çalışıyor.
Yani Avrupa Birliği şunu söylüyor: “Biz ekonomik olarak büyük bir gücüz ama kritik konularda
başkalarına fazla bağımlıyız. Bu durum bizi zayıf hale getiriyor.”
Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler Avrupa’yı bu konuda ciddi şekilde düşündürdü.
Koronavirüs salgını sırasında Avrupa ülkeleri maske ve tıbbi ekipman bulmakta zorlandı.
Çünkü üretimin büyük kısmı Çin’deydi. Rusya-Ukrayna savaşı başlayınca Avrupa doğalgaz
konusunda Rusya’ya ne kadar bağımlı olduğunu acı şekilde gördü. Amerika ile Çin arasında
yaşanan teknoloji savaşları ise Avrupa’nın dijital alandaki eksiklerini ortaya çıkardı.
Bugün Avrupa’da birçok siyasetçi aynı soruyu soruyor: “Yarın daha büyük bir kriz çıkarsa
Avrupa kendi başına ayakta kalabilir mi?”
İşte stratejik özerklik arayışı bu soruya verilen bir cevap niteliği taşıyor.
Aslında Avrupa Birliği uzun yıllar boyunca güvenlik konusunda büyük ölçüde Amerika’ya
güvendi. NATO sayesinde Avrupa ülkeleri kendilerini güvende hissetti. Ancak özellikle Donald
Trump döneminde Avrupa’da ciddi bir endişe oluştu. Çünkü Trump, Avrupa’nın savunma
konusunda yeterince sorumluluk almadığını söylemiş ve NATO’nun geleceğiyle ilgili sert
mesajlar vermişti.
Bu durum Avrupa’da şu düşünceyi güçlendirdi: “Amerika her zaman yanımızda olmayabilir.”
Rusya-Ukrayna savaşı ise bu tartışmayı daha da büyüttü. Avrupa ülkeleri savunma
harcamalarını artırmaya başladı. Almanya yıllar sonra yeniden büyük askeri yatırımlar
yapacağını açıkladı. Fransa uzun zamandır Avrupa’nın ortak savunma gücü oluşturmasını
savunuyor. Avrupa Birliği de ortak silah üretimi ve savunma sanayii projelerine daha fazla
kaynak ayırmaya başladı.
Ancak Avrupa’nın stratejik özerklik hedefi sadece askeri alanla sınırlı değil. Teknoloji de en az
savunma kadar önemli görülüyor.
Bugün dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine bakıldığında çoğunun Amerikan ya da Çinli
olduğu görülüyor. Sosyal medya platformlarından yapay zekâ sistemlerine, çip üretiminden
bulut teknolojilerine kadar birçok alanda Avrupa geri planda kalmış durumda.
 
Bu nedenle Avrupa Birliği son dönemde dijital alanda kendi kapasitesini artırmaya çalışıyor.
Yapay zekâ düzenlemeleri hazırlanıyor, yerli çip üretimi destekleniyor, veri güvenliği
konusunda yeni kurallar getiriliyor. Avrupa’nın amacı yalnızca tüketici olmak değil, aynı
zamanda teknoloji üreten bir güç haline gelmek.
Enerji konusu ise stratejik özerklik tartışmalarının en kritik başlıklarından biri.
Rus gazına bağımlılık Avrupa’ya pahalı bir ders verdi. Savaş sonrası enerji fiyatları hızla
yükseldi. Sanayi üretimi zorlandı, vatandaşların faturaları arttı. Bunun üzerine Avrupa
alternatif enerji kaynaklarına yönelmeye başladı.
Sıvılaştırılmış doğalgaz yatırımları arttı, yenilenebilir enerji projeleri hız kazandı. Güneş ve
rüzgâr enerjisi artık sadece çevreci bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik
meselesi olarak görülüyor.
Avrupa’nın hedefi şu: “Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak.”
Fakat stratejik özerklik hedefinin önünde ciddi engeller de bulunuyor.
Her şeyden önce Avrupa Birliği içinde tam bir birlik sağlanabilmiş değil. Fransa daha bağımsız
bir Avrupa isterken, bazı Doğu Avrupa ülkeleri Amerika ile yakın ilişkilerin sürmesini istiyor.
Özellikle Rusya tehdidini daha yakından hisseden ülkeler, NATO’nun ve Amerika’nın güvenlik
şemsiyesini vazgeçilmez görüyor.
Ekonomik çıkarlar da ülkeler arasında farklılık yaratıyor. Almanya’nın önceliği sanayi
üretimini korumak olurken, başka ülkeler tarım ya da enerji politikalarına daha fazla önem
veriyor. Bu nedenle Avrupa’nın ortak hareket etmesi her zaman kolay olmuyor.
Bir diğer sorun ise maliyet meselesi.
Savunma sanayii yatırımları, teknoloji üretimi, enerji dönüşümü ve yeni altyapılar büyük
paralar gerektiriyor. Avrupa ekonomisi ise son yıllarda yavaş büyüyor. Enflasyon, yaşlanan
nüfus ve rekabet baskısı Avrupa’nın işini zorlaştırıyor.
Buna rağmen Avrupa geri adım atmıyor. Çünkü birçok Avrupalı yönetici, geleceğin
dünyasında güçlü kalabilmek için daha bağımsız bir yapının şart olduğuna inanıyor.
Aslında burada dikkat çeken önemli bir nokta var. Avrupa tamamen Amerika’dan kopmak
istemiyor. Amaç daha dengeli bir ilişki kurmak. Yani Avrupa, Amerika ile ortaklığını
sürdürürken aynı zamanda kendi kararlarını verebilen bir güç olmak istiyor.
Bir anlamda Avrupa artık “ekonomik dev ama siyasi cüce” olarak görülmek istemiyor.
Önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği’nin stratejik özerklik konusunda ne kadar başarılı olacağı
büyük önem taşıyacak. Çünkü bu süreç yalnızca Avrupa’yı değil, dünya ekonomisini ve
uluslararası dengeleri de etkileyecek.
 
Eğer Avrupa savunmada, teknolojide ve enerjide daha bağımsız hale gelirse küresel sistemde
üçüncü büyük güç merkezi olarak daha etkili olabilir. Ancak birlik içindeki görüş ayrılıkları
büyürse bu hedeflerin gerçekleşmesi zorlaşabilir.
Bugün görünen tablo şu: Avrupa Birliği artık krizlerin peşinden koşan değil, krizlere karşı
hazırlıklı olan bir yapı kurmak istiyor. Stratejik özerklik arayışı da tam olarak bu düşüncenin
ürünü olarak öne çıkıyor.
Çünkü modern dünyada güçlü olmak sadece büyük ekonomi olmakla ölçülmüyor. Kendi
enerjisini üretebilmek, kendi teknolojisini geliştirebilmek ve güvenliğini başkasına bağımlı
olmadan sağlayabilmek de en az ekonomik büyüklük kadar önemli hale geliyor.
Avrupa’nın vermeye çalıştığı mücadele de tam olarak bu dönüşümün hikâyesi olarak dikkat
çekiyor.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı