Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

BANKALARIN ENFLASYON KARNESİ

Paylaş:
N
Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi olmaya devam eden enflasyon konusunda
yerli ve yabancı bankaların tahminleri, yılın başındaki iyimser beklentilerden önemli ölçüde
uzaklaşmış durumda. Ağustos ayında yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 31,51’e yükselmesi,
yıl sonuna ilişkin hesaplamaların yeniden önem kazanmasına neden oldu. Bankaların ortak
görüşü ise enflasyonun düşeceği, ancak düşüşün daha önce öngörülenden daha yavaş
gerçekleşeceği yönünde.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Piyasa Katılımcıları Anketi verilerine göre ağustos
ayında piyasanın 2026 yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 29,43’e çıktı. Temmuz ayında bu oran
yüzde 29,21 düzeyindeydi. Buna karşılık 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,69’a
geriledi. Bu tablo, piyasanın kısa vadede fiyat baskılarının sürebileceğini, ancak orta vadede
dezenflasyon sürecinin devam edeceğini düşündüğünü gösteriyor.
YERLİ BANKALARIN TAHMİNLERİ
Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların araştırma birimleri de farklı senaryolar üzerinde
çalışıyor. Bunlardan biri olan Garanti BBVA Yatırım, yılın başında 2026 sonu enflasyonu için
yüzde 25 civarında bir tahminde bulunmuştu. Ancak enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve
fiyat baskılarının beklenenden daha güçlü seyretmesi nedeniyle tahminini yukarı çekti.
Haziran ayında yayımlanan strateji raporunda yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 30 olarak
açıklandı.
Akbank Yatırım ise daha düşük bir tahmin üzerinde duruyor. Kurum, ağustos ve eylül
aylarında aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 2 civarında gerçekleşebileceğini değerlendirirken,
2026 yıl sonu TÜFE tahminini yüzde 28,8 seviyesinde koruyor. Hizmet ve gıda fiyatları, enerji
maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler ise tahminin üzerindeki temel riskler olarak gösteriliyor.
Dolayısıyla yerli banka tahminlerinde kabaca yüzde 29-30 bandı öne çıkıyor. Bu oran, mevcut
yüzde 31,51’lik yıllık enflasyondan yıl sonuna kadar belirgin bir gerileme yaşanacağı anlamına
geliyor. Ancak gerilemenin çok hızlı olması beklenmiyor.
YABANCI BANKALAR DAHA TEMKİNLİ
Uluslararası yatırım bankalarının Türkiye değerlendirmeleri de dikkat çekiyor. Financial
Times'ın mayıs ayında aktardığı değerlendirmelere göre JPMorgan ve Deutsche Bank, 2026
yılı Türkiye enflasyonunu yaklaşık yüzde 30 seviyesinde öngörüyordu.
JPMorgan'ın tahminleri yıl içerisinde küresel enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle
birkaç kez değişti. Mart ayında banka, 2026 sonu enflasyon beklentisini yüzde 25'e
yükseltmişti. Aynı dönemde enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye'nin cari dengesi, döviz kuru ve
dolayısıyla enflasyon açısından önemli risk oluşturduğu vurgulanmıştı.
 
S&P Global ise mart ayında Türkiye'nin 2026 yılı ortalama enflasyon tahminini yüzde 28,9'a
yükseltti. Daha önce bu tahmin yüzde 23,4 düzeyindeydi. Artışın temel nedenleri arasında
enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ücret artışlarının fiyatlara geçişi gösterildi.
Bu tahminler yabancı kuruluşların Türkiye ekonomisindeki en önemli riskleri özellikle enerji,
döviz kuru, ücretler, hizmet fiyatları ve jeopolitik gelişmeler üzerinden değerlendirdiğini
ortaya koyuyor.
MERKEZ BANKASI İLE PİYASA ARASINDAKİ FARK
Enflasyon tahminlerinde dikkat çeken bir başka konu ise Merkez Bankası ile piyasa arasındaki
fark. TCMB, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nda 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26'ya
yükseltmiş, ardından piyasa beklentileri yüzde 29-30 seviyelerinde kalmıştı.
Bu fark, ekonomi yönetiminin dezenflasyon sürecine ilişkin daha iyimser olduğunu,
bankaların ve piyasa aktörlerinin ise riskleri daha yüksek gördüğünü gösteriyor.
Üstelik yalnızca piyasa profesyonellerinin beklentileri değil, reel sektör ve hane halkının
beklentileri de farklı. Ağustos ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa
katılımcılarında yüzde 23,69 olurken, reel sektörde yüzde 32,80, hane halkında ise yüzde
45,58 olarak gerçekleşti.
ASIL SINAV SON AYLARDA
Bankaların tahminlerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük ölçüde yılın son aylarında
ortaya çıkacak fiyat hareketlerine bağlı olacak. Gıda fiyatları, enerji maliyetleri, döviz kuru,
ücret gelişmeleri ve hizmet enflasyonu bu süreçte belirleyici olacak.
Özellikle petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş yaşanması Türkiye açısından önemli bir risk.
Çünkü enerji ithalatı yüksek olan bir ekonomide petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış hem
doğrudan enerji maliyetlerini hem de ulaştırma, üretim ve lojistik giderlerini yükseltebiliyor.
Bunun yanında iç talebin ne ölçüde yavaşlayacağı da kritik. 2026'nın ikinci çeyreğinde Türkiye
ekonomisinin yıllık yüzde 2,3 büyümesi, sıkı para politikasının iç talep üzerindeki etkisinin
belirginleştiğine işaret etti.
Sonuç olarak bankaların tahminleri tek bir rakamda birleşmese de ortak bir noktada
buluşuyor: 2026 sonunda enflasyonun yüzde 30 civarına gerilemesi mümkün, ancak fiyat
istikrarına ulaşmak daha uzun bir süreç gerektirecek.
Vatandaş açısından bakıldığında ise yüzde 30'luk enflasyon bile fiyatların düşmesi anlamına
gelmiyor. Sadece fiyatların daha yavaş artması anlamına geliyor. Bu nedenle önümüzdeki
dönemin asıl meselesi yalnızca enflasyonu yüzde kaçta kapatacağımız değil, yüksek fiyat
artışlarının kalıcı biçimde sona erdirilip erdirilemeyeceği olacak.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı