Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

“BÖYLE GELMİŞ, BÖYLE GİDER” EKONOMİSİ

Paylaş:
N
Mahallede kahvede oturan birkaç kişinin sohbetine kulak verin. Konu bir şekilde dönüp
dolaşıp ekonomiye gelir. Birisi “Fiyatlar yine artmış” der, diğeri “Eskiden de böyleydi” diye
cevap verir. Sonra mutlaka bir cümle duyulur: “Boş ver, böyle gelmiş böyle gider.” İşte belki
de ekonomide en ağır faturayı çıkaran anlayışlardan biri tam da budur.
“Böyle gelmiş, böyle gider” sözü ilk bakışta sıradan bir cümle gibi görünür. İnsan bazen
yaşadığı şartları değiştiremeyeceğini düşünür. Fakat bu anlayış toplumun geneline
yayıldığında, yalnızca insanların düşüncelerini değil, ekonominin işleyişini de etkileyen
görünmez bir duvara dönüşebilir.
Çünkü ekonomi sadece para, banka, döviz veya faiz meselesi değildir. Ekonomi aynı zamanda
bir davranış biçimidir. İnsanların çalışma alışkanlıkları, üretim anlayışı, tasarruf eğilimi,
yeniliğe bakışı ve geleceğe dair beklentileri de ekonominin temel parçalarıdır.
Bir çiftçiyi düşünelim. Yıllardır aynı yöntemle üretim yapıyor olsun. Yeni sulama sistemi
kullanmak istemiyor, yeni tohumları denemiyor, teknolojiyi gereksiz görüyor. Çünkü onun
zihninde tek bir düşünce vardır: “Babam böyle yaptı, dedem de böyle yaptı.” İlk zamanlarda
sorun çıkmayabilir. Ama dünya değişirken yerinde duran kişi zamanla geride kalır.
Ekonomiler için de durum aynıdır. Dünya sürekli değişiyor. Teknoloji gelişiyor, üretim
yöntemleri dönüşüyor, tüketim alışkanlıkları farklılaşıyor. Bir ülke eski yöntemlerle, eski
düşünce yapısıyla yoluna devam etmeye çalışırsa bir süre sonra hızını kaybetmeye başlar.
Aslında tarih bunun örnekleriyle doludur. Bir zamanlar dünyanın en güçlü ekonomileri
arasında yer alan ülkeler bile değişime ayak uyduramadıkları dönemlerde zor zamanlar
yaşamıştır. Çünkü ekonomik başarı sürekli hareket gerektirir. Durduğunuz anda başkaları sizi
geçmeye başlar.
Günlük hayatta da bunun küçük örneklerini görüyoruz. Bir esnaf düşünün. Mahallesinde
yıllardır aynı dükkânı işletiyor. Eskiden müşteriler sıraya girerken şimdi satışları düşmeye
başlamış. Sebebi ürünlerinin kötü olması olmayabilir. Belki insanlar artık internetten alışveriş
yapıyor, belki ödeme yöntemleri değişiyor, belki müşterinin beklentisi farklılaşıyor. Ama
esnaf “Ben yıllardır böyle çalışıyorum” diyerek değişime direniyorsa sorun büyümeye başlar.
Ekonomide değişim bazen rahatsızlık yaratır. Çünkü insanlar alışkanlıklarından kolay kolay
vazgeçmek istemez. Yeni bir sistem, yeni bir uygulama veya yeni bir reform başlangıçta zor
gelebilir. Fakat hiçbir değişiklik olmadan ilerleme beklemek de gerçekçi değildir.
Bir ev düşünelim. Çatısı akıyor, duvarlarında çatlaklar oluşmuş, tesisat eskimiş. Ev sahibi ise
“Senelerdir böyle idare ettik” diyor. Bir süre daha gerçekten idare edilebilir. Ama sorunlar
zamanla büyür. Sonunda küçük masraflarla çözülebilecek işler büyük maliyetlere dönüşür.
 
Ekonomide de aynı durum yaşanır. Sorunlar erken dönemde çözülmediğinde ilerleyen
yıllarda daha ağır sonuçlar ortaya çıkabilir. Küçük görülen yapısal problemler büyüyebilir,
verimsizlik artabilir, üretim gücü zayıflayabilir.
“Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı özellikle gençler açısından da önemli bir risk taşır. Çünkü
gençlerin en büyük gücü yeni fikirleridir. Eğer toplum sürekli “Boş ver, değişmez” düşüncesini
aşılıyorsa, insanlar üretmek yerine kabullenmeyi öğrenebilir.
Oysa ekonomik gelişmenin temelinde sorgulama vardır. “Neden daha iyi üretmiyoruz?”,
“Neden daha verimli çalışmıyoruz?”, “Neden yeni yöntemler denemiyoruz?” soruları
ilerlemenin kapısını açar.
Bugün dünyanın önde gelen şirketlerine baktığımızda ortak bir özellik görürüz: Sürekli
değişim. Dün işe yarayan yöntemler bugün yeterli olmayabilir. Dün başarılı olan ürünler yarın
unutulabilir. Bu nedenle ayakta kalmak isteyenler kendilerini sürekli yeniliyor.
Ekonomi de yaşayan bir organizma gibidir. İnsan bedeni nasıl hareket etmezse zamanla
zayıflıyorsa, ekonomik yapı da yenilenmezse güç kaybetmeye başlar.
Elbette her değişim doğru olmayabilir. Sırf değişiklik olsun diye yapılan işler de fayda
sağlamayabilir. Önemli olan plansız değişim değil, doğru yönde ilerlemektir. İnsanların
hayatını kolaylaştıran, üretimi artıran, verimliliği yükselten adımlar gerçek değişimin
temelidir.
Belki de artık “Böyle gelmiş, böyle gider” yerine başka bir cümleye ihtiyaç vardır:
“Böyle gelmiş olabilir ama böyle gitmek zorunda değil.”
Çünkü ekonomik gelişme kader meselesi değildir. Çalışmanın, üretmenin, öğrenmenin ve
yeniliklere açık olmanın sonucudur. Geleceği şekillendirenler, geçmişin alışkanlıklarına teslim
olanlar değil; gerektiğinde yeni yollar açabilenlerdir.
Ve bazen bir toplumun geleceğini değiştiren şey büyük yatırımlar ya da dev projeler değil,
insanların zihnindeki küçük bir değişimdir. Çünkü değişim önce düşüncede başlar, sonra
ekonomiye yansır.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı