Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Asgari Ücret ve Emekli Ne Kadar Zam Alabilir?

Paylaş:
N
Türkiye ekonomisinde gözler artık yalnızca enflasyonun nereye gideceğine değil, milyonlarca
vatandaşın 2027 yılına hangi maaşla gireceğine çevrilmiş durumda. Eylül ayı enflasyonunun
açıklanmasıyla birlikte önümüzdeki döneme ilişkin maaş hesapları da daha somut hale geldi.
TÜİK verilerine göre Eylül 2026'da tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde
29,73'e geriledi. Böylece yıllık TÜFE, Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına indi. Ancak
vatandaş açısından önemli olan yalnızca yıllık enflasyonun yüzde 30'un altına düşmesi değil,
maaşların bu fiyat artışları karşısında ne kadar korunacağıdır.
Üstelik yılın ilk dokuz ayında tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 24,32'ye ulaşmış durumda. Yılın son üç
ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 1,5-2 seviyesinde gerçekleşmesi halinde 2026 yılının yüzde
30 civarında bir enflasyonla tamamlanması şaşırtıcı olmayacaktır.
Benim açımdan asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü bugün net 28 bin 75,50 TL olan asgari ücret, 2026 yılı boyunca zaten önemli bir hayat pahalılığı
baskısıyla karşı karşıya kaldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın resmi verilerine göre 2026 net
asgari ücret 28 bin 75,50 TL, brüt ücret ise 33 bin 30 TL.
Peki 2027'ye girerken bu rakam ne olabilir?
Eğer yüzde 30 zam yapılırsa net asgari ücret yaklaşık 36 bin 498 TL olacaktır.
Yüzde 32,5 zam yapılırsa yaklaşık 37 bin 199 TL,
Yüzde 35 zam yapılırsa 37 bin 902 TL,
Yüzde 40 zam yapılırsa ise yaklaşık 39 bin 306 TL olacaktır.
Dolayısıyla benim beklentim, yıl sonu enflasyonunun yüzde 30 civarında gerçekleşmesi halinde asgari
ücrette yüzde 30-35 bandının ciddi biçimde tartışılacağı yönündedir.
Ancak burada yalnızca enflasyona bakmak yeterli değildir. Çünkü asgari ücretlinin gerçek yaşam
maliyeti kira, gıda, ulaşım, enerji ve eğitim gibi temel harcama kalemlerinden oluşmaktadır. Eylül
ayında yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,62 olurken konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubundaki
yıllık artış yüzde 39,99'a ulaştı. Ulaştırmada ise yıllık artış yüzde 35,10 olarak gerçekleşti.
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Ortalama enflasyon yüzde 30'a yaklaşırken vatandaşın hissettiği
enflasyon bazı temel harcama kalemlerinde bunun çok üzerinde olabilir.
Emeklinin hesabı daha farklı
Emekliler açısından ise hesap biraz daha teknik.
SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin Ocak 2027 zammında Temmuz-Aralık dönemindeki altı aylık enflasyon
belirleyici olacak. Eylül verisiyle birlikte Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarının toplam kümülatif
enflasyonu yaklaşık yüzde 5,46 seviyesine geldi. Yani daha üç ay varken emeklinin Ocak zammının
önemli bölümü şimdiden oluşmuş durumda.
Şimdi önümüzde üç ay var.
Ekim, kasım ve aralık aylarında aylık enflasyon ortalama yüzde 1,5 olursa altı aylık enflasyon yaklaşık
yüzde 10,1 seviyesine çıkabilir.
 
Aylık ortalama yüzde 2 gerçekleşirse yaklaşık yüzde 11,6,
Yüzde 2,5 gerçekleşirse yaklaşık yüzde 13,2,
Yüzde 3 gerçekleşirse yaklaşık yüzde 14,8 civarında bir altı aylık enflasyon ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla bugün için SSK ve BAĞ-KUR emeklileri açısından yüzde 10-15 arasında bir Ocak zammı
ihtimali matematiksel olarak masada bulunuyor.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var: Emekli maaşlarında yapılacak artış yalnızca matematik
hesabından ibaret değildir. Özellikle düşük aylık alan emekliler açısından taban aylık düzenlemesi
veya refah payı gibi siyasi ve sosyal politika kararları da belirleyici olabilir.
Örneğin 23 bin 552 TL seviyesindeki bir emekli aylığının yüzde 10 artırılması halinde maaş yaklaşık 25
bin 907 TL olur. Yüzde 12 artışta 26 bin 378 TL, yüzde 15 artışta ise yaklaşık 27 bin 085 TL seviyesine
çıkar.
Fakat düşük gelirli emekliler için bu artışların yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışmadır.
Çünkü emeklinin bütçesinde kira, gıda, ilaç, elektrik ve ulaşım gibi zorunlu harcamaların payı çok
yüksektir.
Asıl soru: Zam mı, alım gücü mü?
Bence önümüzdeki dönemin en önemli tartışması, "maaşlara yüzde kaç zam yapılacak?" sorusundan
ziyade "bu zam vatandaşın alım gücünü ne kadar koruyacak?" sorusu olmalıdır.
Asgari ücret 28 bin 75 TL'den 36-38 bin TL seviyesine çıktığında ilk bakışta büyük bir artış gibi
görünebilir. Fakat aynı dönemde kira, gıda, enerji ve ulaşım giderleri daha hızlı yükselirse nominal
maaş artışı vatandaşın hayatında beklenen rahatlamayı yaratmayabilir.
Aynı durum emekli için de geçerlidir.
Benim tahminim; 2027 yılına girerken asgari ücrette 36,5-38 bin TL bandının, emeklilerde ise normal
enflasyon hesabına ek olarak düşük gelir gruplarını koruyacak bir düzenlemenin gündeme gelmesinin
güçlü ihtimal olduğu yönündedir.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Maaş zammı ekonominin yalnızca bir tarafıdır. Diğer
tarafında fiyatlar bulunmaktadır.
Eğer maaşı yüzde 30 artırıp fiyatları da yüzde 30'un üzerinde artırırsak, vatandaşın cebine giren para
artmış ama satın alma gücü aynı ölçüde artmamış olur.
Bu nedenle 2027'ye girerken hedef yalnızca yüksek maaş artışı olmamalıdır. Asıl hedef, enflasyonu
kalıcı biçimde düşürürken ücretlinin ve emeklinin alım gücünü korumaktır.
Çünkü vatandaşın ihtiyacı sadece daha yüksek maaş değil, o maaşla daha fazla ürün ve hizmet satın
alabilmektir.
Benim kanaatim, Eylül verisinin ardından asgari ücrette yüzde 30'un üzerinde, emeklide ise yüzde
10-15 civarında bir enflasyon kaynaklı artışın temel senaryolar arasında değerlendirilmesi
gerektiğidir. Bunun üzerine yapılacak bir refah payı veya taban aylık düzenlemesi ise milyonlarca
vatandaş açısından gerçek sonucu belirleyecektir.
Son söz yine aynı: Önemli olan maaşın kaç lira olduğu değil, ay sonunda o maaşla kaç lira değerinde
ihtiyaç karşılanabildiğidir.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı