Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Gıda Enflasyonundaki Düşüş Kalıcı Olabilecek mi?

Paylaş:
N
Türkiye ekonomisinde vatandaşın cebini en fazla ilgilendiren başlıkların başında hiç kuşkusuz gıda
fiyatları geliyor. Enflasyonun genel seviyesinde yaşanan gelişmeler önemli olmakla birlikte,
vatandaşın günlük hayatında hissettiği enflasyon çoğu zaman market rafındaki etiketlerden,
pazardaki sebze ve meyve fiyatlarından, ekmekten, sütten ve temel gıda ürünlerinden oluşuyor. Bu
nedenle gıda enflasyonunda son dönemde görülen düşüşü sadece bir istatistik olarak değil,
milyonlarca insanın bütçesi açısından değerlendirmek gerekiyor.
Peki, gıda enflasyonunda başlayan gerileme önümüzdeki aylarda devam edebilir mi?
Benim değerlendirmeme göre bunun mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunun kalıcı hale
gelmesi, yalnızca para politikasına değil, tarımsal üretimin gücüne, girdi maliyetlerine, iklim
koşullarına, lojistik giderlerine ve üretici ile tüketici arasındaki fiyat zincirinin sağlıklı işlemesine bağlı
olacaktır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Gıda fiyatlarının artış hızının düşmesi, fiyatların gerilemesi anlamına
gelmiyor. Vatandaşın burada çok dikkat etmesi gereken nokta budur. Enflasyonun düşmesi, fiyatların
düşmesi değil, fiyatların daha yavaş artması anlamına geliyor. Dolayısıyla markette 100 liraya alınan
bir ürünün fiyatı 90 liraya inmediği sürece tüketici açısından gerçek anlamda bir ucuzlamadan söz
etmek mümkün değil.
Buna rağmen gıda enflasyonundaki ivme kaybı önemli bir gelişmedir. Çünkü gıda harcamalarının
toplam hane bütçesi içerisindeki payı özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşlarda oldukça yüksek. Gıda
fiyatlarındaki yükseliş yavaşladığında, aile bütçesi üzerindeki baskı da bir miktar hafifliyor.
Burada önümüzdeki dönem açısından en önemli konu tarımsal üretimin devamlılığıdır.
Türkiye'nin tarım potansiyeli oldukça yüksek olmasına rağmen üretim maliyetleri çiftçinin en önemli
sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Mazot, gübre, yem, tohum, ilaç, elektrik ve sulama
maliyetleri yükseldiğinde bunun bir şekilde ürün fiyatlarına yansıması kaçınılmazdır. Çiftçinin para
kazanamadığı bir üretim modelinde ise gelecek sezon üretim miktarının azalması ve fiyatların yeniden
yükselmesi riski ortaya çıkar.
Bu nedenle gıda enflasyonuyla mücadeleyi yalnızca market fiyatlarını denetleyerek yürütmek yeterli
değildir. Asıl mücadele tarlada başlamalıdır.
Üreticinin maliyetlerini düşürecek desteklerin zamanında ve öngörülebilir şekilde verilmesi gerekiyor.
Özellikle gübre, yem, mazot, sulama ve enerji maliyetlerinin üretim üzerindeki etkisi dikkate alınmalı.
Çiftçinin önünü görebildiği, hangi ürünü ne kadar üreteceğini bildiği bir üretim planlaması
yapılmalıdır.
İklim değişikliği ise önümüzdeki dönemin en büyük risklerinden biri olacaktır. Kuraklık, aşırı sıcaklar,
don olayları ve düzensiz yağışlar tarımsal üretimde ciddi dalgalanmalara neden olabiliyor. Bir yıl ürün
bol olduğu için fiyatlar gerileyebilirken, ertesi yıl iklim koşulları nedeniyle arz azalabiliyor ve fiyatlar
hızla yükselebiliyor.
Dolayısıyla gıda enflasyonunun kalıcı biçimde düşürülmesi için su kaynaklarının verimli kullanılması,
modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı tohumların geliştirilmesi ve
tarımsal teknolojinin daha fazla kullanılması gerekiyor.
Bir başka önemli konu ise üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkıdır. Çiftçinin tarlada düşük fiyata
sattığı bir ürünün tüketiciye çok daha yüksek fiyatla ulaşması, sadece üretim maliyetleriyle
 
açıklanamaz. Burada lojistik, depolama, komisyonculuk, fire ve dağıtım maliyetlerinin tamamının
incelenmesi gerekiyor.
Özellikle soğuk hava depolarının ve modern lojistik altyapısının geliştirilmesi, mevsimsel fiyat
dalgalanmalarını azaltabilir. Üretimin bol olduğu dönemde ürünün değerinin çok altında satılmasının,
kıtlık döneminde ise tüketicinin yüksek fiyat ödemesinin önüne geçilebilir.
Para politikası da elbette önemli. Enflasyon beklentilerinin iyileşmesi, döviz kurundaki istikrar ve
maliyet baskılarının azalması gıda fiyatlarının gelecekteki seyrini olumlu etkileyebilir. Ancak gıda
fiyatlarının tamamen para politikasıyla kontrol edilemeyeceğini de kabul etmek gerekir.
Benim kanaatim, önümüzdeki aylarda gıda enflasyonunda düşüş eğiliminin devam etmesinin
mümkün olduğu yönündedir. Fakat burada belirleyici olan, bu düşüşün hangi nedenlerle
gerçekleştiğidir. Eğer düşüş üretimin artması, maliyetlerin azalması, arzın güçlenmesi ve piyasanın
dengelenmesi sayesinde gerçekleşiyorsa kalıcı olma ihtimali daha yüksektir. Sadece baz etkisi veya
geçici mevsimsel faktörler nedeniyle ortaya çıkıyorsa aynı hızla tersine dönme riski vardır.
Sonuç olarak gıda enflasyonuyla mücadelede kısa vadeli tedbirlerden çok uzun vadeli ve yapısal
politikalara ihtiyacımız var. Çiftçiyi üretimde tutmadan, tarımsal maliyetleri düşürmeden, suyu doğru
yönetmeden ve gıda zincirindeki kayıpları azaltmadan kalıcı sonuç almak zor.
Vatandaşın beklentisi ise çok açık: Daha düşük enflasyon, daha öngörülebilir fiyatlar ve gelirinin
karşılığını alabildiği bir pazar.
Gıda enflasyonundaki düşüşün devam etmesi sevindirici olacaktır. Ancak asıl başarı, birkaç ay fiyat
artışlarının yavaşlaması değil, Türkiye'nin sürdürülebilir biçimde daha düşük gıda enflasyonuna sahip
bir ekonomik yapıya kavuşmasıdır. Bunun yolu da market rafından değil, tarladan başlamaktadır.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı