Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

İstanbul’da enflasyon yeniden hızlandı

Paylaş:
N
İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı Eylül 2026 İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi, Türkiye
ekonomisindeki en önemli sorunlardan biri olan enflasyonun henüz gündemden çıkmadığını bir kez
daha gösterdi. İstanbul’da perakende fiyatlar eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,11 arttı. Yıllık
enflasyon ise yüzde 33,55 olarak gerçekleşti. Ağustos ayında aylık artış yüzde 1,66, yıllık artış ise
yüzde 34,96 olmuştu.
İlk bakışta yıllık enflasyondaki gerileme olumlu görülebilir. Ancak aylık enflasyonun yüzde 1,66’dan
yüzde 2,11’e yükselmesi, fiyat artışlarının yeniden hızlandığına işaret ediyor. Bana göre burada dikkat
edilmesi gereken temel nokta, sadece yıllık enflasyon oranına bakarak fiyat baskılarının sona erdiği
sonucuna varmamak.
Çünkü vatandaşın günlük hayatında önemli olan, markete, pazara, okula, lokantaya veya ulaşıma
gittiğinde karşılaştığı fiyatlardır.
Eylül ayı verilerinde en dikkat çekici gelişme ise eğitim harcamalarında yaşandı. Yeni eğitim-öğretim
yılının başlamasıyla birlikte eğitim grubunda fiyatlar aylık yüzde 22,59 yükseldi. Bu artış, diğer
harcama gruplarının oldukça üzerinde gerçekleşti. Ulaştırmada yüzde 4,60, çeşitli mal ve hizmetlerde
yüzde 2,96, lokanta ve otellerde yüzde 2,42, haberleşmede yüzde 2,24 artış görüldü. Ev eşyası yüzde
1,93, eğlence ve kültür yüzde 1,73, konut yüzde 1,69, giyim ve ayakkabı yüzde 0,91 arttı.
Burada özellikle eğitim giderlerinin aile bütçesi üzerindeki etkisini ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Eğitim harcamaları yalnızca okul ücretlerinden ibaret değil. Servis, kırtasiye, kıyafet, özel ders, yemek
ve diğer yan giderler de ailelerin bütçesine yük getiriyor. Dolayısıyla eylül ayında eğitim grubundaki
yüksek fiyat artışı, özellikle çocuklu aileler açısından hissedilen enflasyonun resmi rakamlardan daha
yüksek algılanmasına neden olabilir.
Diğer taraftan gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 0,14 ile sınırlı kalması dikkat çekici. Gıda, düşük ve orta
gelirli vatandaşların bütçesinde önemli bir ağırlığa sahip olduğu için bu kalemdeki sınırlı artış, aylık
enflasyon açısından olumlu bir gelişme. Ancak tek bir ayın verisine bakarak gıda enflasyonunun kalıcı
biçimde kontrol altına alındığını söylemek için henüz erken.
İstanbul enflasyonunun bir başka önemli tarafı da Türkiye ekonomisinin genel fiyat dinamikleri
açısından taşıdığı sinyaldir. İstanbul, nüfusu, ticaret hacmi, hizmet sektörü, finans merkezi niteliği ve
tüketim kapasitesi nedeniyle fiyat hareketlerinin yakından izlenmesi gereken bir şehir. İTO verileri
resmi tüketici enflasyonunun yerine geçmez; farklı kapsam ve yöntemlere sahip göstergelerdir. Ancak
piyasanın nabzını anlamak açısından önemli bir öncü veri niteliğindedir.
Toptan fiyatlarda da eylül ayında yüzde 1,96'lık aylık artış görüldü. Yıllık artış ise yüzde 25,90 oldu.
Toptan fiyatlarda özellikle yakacak ve enerji maddelerinde yüzde 6,56, madenlerde yüzde 4,99 ve
inşaat malzemelerinde yüzde 4,89 artış yaşandı.
Bu veriler işletmeler açısından da önemli. Çünkü üretici veya toptancı maliyetleri yükseldiğinde bunun
bir bölümü zaman içerisinde tüketici fiyatlarına yansıyabiliyor. Özellikle enerji, ulaştırma ve
hammadde maliyetlerindeki yükseliş, işletmelerin kâr marjlarını baskılayabileceği gibi gelecekteki
fiyatlama kararlarını da etkileyebilir.
Benim açımdan Eylül İstanbul enflasyonunun en önemli mesajı şudur: Enflasyonla mücadelede yıllık
oranın düşmesi kadar aylık fiyat artışlarının kalıcı biçimde düşük seviyelere indirilmesi gerekiyor.
Yıllık enflasyonun yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e gerilemesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte, aylık
enflasyonun yeniden yüzde 2'nin üzerine çıkması dikkatle izlenmeli. Çünkü aylık yüzde 2 civarında
 
devam eden fiyat artışları, zaman içerisinde vatandaşın satın alma gücü üzerinde ciddi bir baskı
oluşturabilir.
Özellikle sabit gelirli vatandaşlar açısından mesele sadece enflasyon oranı değildir. Asıl mesele
gelirlerin fiyatlar karşısında ne kadar korunabildiğidir. Maaş ve ücret artışları enflasyonun gerisinde
kaldığında, nominal gelir yükselse bile reel satın alma gücü azalabilir.
Önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadelede para politikasının yanında üretim, rekabet, verimlilik,
enerji maliyetleri, lojistik, tarım ve gıda arzı gibi alanların da birlikte ele alınması gerekiyor.
Sonuç olarak İstanbul'un eylül ayı enflasyon verileri bize iki farklı mesaj veriyor. Yıllık enflasyon
geriliyor, ancak aylık fiyat artışı yeniden hızlanıyor. Bu nedenle mücadelede rehavete yer yok.
Benim düşünceme göre önümüzdeki dönemin en önemli ekonomik göstergesi, yıllık enflasyonun kaç
olduğu kadar, aylık fiyat artışlarının yüzde 1'in altında kalıcı bir eğilime girip girmeyeceği olacaktır.
Çünkü vatandaşın enflasyonla mücadelesi istatistik tablolarında değil, her gün yaptığı alışverişte
yaşanıyor.
İstanbul'un eylül rakamları da bize bunu bir kez daha hatırlatıyor: Enflasyon düşüyor demek için
sadece yıllık oranın gerilemesi yetmez; fiyatların artış hızının da kalıcı biçimde yavaşlaması gerekir.
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı