Günümüzde ekonomi konuşulurken en çok karşılaştığımız kavramlardan biri “kolay kazanç”
düşüncesi. Özellikle sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte kısa sürede yüksek kazanç
sağlayan yatırım hikâyeleri daha fazla görünür hale geldi. Birileri birkaç günde parasını katladığını
anlatıyor, bir başkası tek bir işlemle büyük kazanç elde ettiğini söylüyor. Doğal olarak bu görüntüler,
insanlarda “Ben neden kazanamıyorum?” sorusunu ortaya çıkarıyor.
Ancak ekonomide çok önemli bir gerçek vardır: Yüksek kazanç beklentisi çoğu zaman yüksek risk
anlamına gelir. Kolay görünen kazancın arkasında mutlaka sorgulanması gereken bir risk bulunur.
Benim üzerinde özellikle durmak istediğim konu da burada başlıyor. İnsanlar kazanç elde etmek
isterken çoğu zaman riskin ne olduğunu ikinci plana atabiliyor. Oysa yatırım kararının ilk sorusu “Ne
kadar kazanırım?” değil, “Ne kadar kaybedebilirim?” olmalıdır.
Kolay kazanç düşüncesi özellikle ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde daha fazla ilgi görüyor.
Enflasyon nedeniyle satın alma gücü azalan vatandaş, birikiminin değerini korumak ve mümkünse
kısa sürede artırmak istiyor. Bu son derece anlaşılabilir bir durum. Fakat tam da böyle dönemlerde
yüksek getiri vaatleri daha cazip hale geliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Bir yatırım aracının geçmişte yüksek kazanç
sağlamış olması, gelecekte de aynı sonucu vereceği anlamına gelmez. Finans piyasalarında geçmiş
performans garanti değildir. Hatta kısa sürede olağanüstü kazanç sağlayan bir yatırımın aynı hızla
kayıp yaşatması da mümkündür.
Kolay kazanç arayışının en büyük tehlikelerinden biri, insanların risk ile getiri arasındaki ilişkiyi göz
ardı etmesidir. “Risksiz ve çok yüksek kazanç” söylemi bana göre yatırımcı açısından en önemli uyarı
işaretlerinden biridir. Çünkü ekonomik hayatta her kazancın bir karşılığı vardır. Eğer bir yatırım size
çok yüksek getiri vaat ediyorsa bunun hangi risk karşılığında sunulduğunu mutlaka sorgulamak
gerekir.
Bir başka tehlike ise çevreden gelen tavsiyelerdir. Arkadaşımızın, komşumuzun veya sosyal medyada
takip ettiğimiz bir kişinin para kazandığını görmek bizi aynı yatırımı yapmaya yöneltebilir. Fakat
başkasının kazandığı paranın bizim için de kazanılacağının hiçbir garantisi yoktur. Üstelik çoğu zaman
insanlar kazandıkları parayı anlatırken kayıplarını anlatmazlar.
Bu nedenle yatırım kararlarını başkalarının başarı hikâyelerine göre vermemek gerekir.
Kolay kazanç arayışı bazen insanları daha büyük riskler almaya da sürükleyebilir. İlk yatırımda küçük
bir kazanç elde eden kişi kendisine fazla güvenebilir. Daha sonra daha büyük miktarda para yatırabilir.
İşler tersine döndüğünde ise kaybını telafi etmek amacıyla daha fazla risk alabilir. Böylece küçük bir
kayıp, zaman içerisinde büyük bir finansal probleme dönüşebilir.
Özellikle borç para kullanarak yatırım yapmak bu riski daha da artırır. Çünkü yatırımcı yalnızca
yatırdığı parayı değil, borcun faizini de düşünmek zorunda kalır. Kazanç gerçekleşmediğinde borç
yükü devam eder. Bu nedenle “Biraz borç alayım, kısa sürede kazanıp kapatırım” düşüncesi son
derece dikkatli değerlendirilmelidir.
Kolay kazanç arayışının toplumsal bir boyutu da var. İnsanlar sürekli olarak hızlı zenginleşme
hikâyeleriyle karşılaştığında, düzenli çalışmanın, üretmenin ve uzun vadeli yatırım yapmanın değeri
ikinci plana itilebilir. Oysa sürdürülebilir ekonomik başarı çoğu zaman sabır, bilgi, disiplin ve zaman
gerektirir.
Benim düşünceme göre finansal okuryazarlığın önemi de tam burada ortaya çıkıyor. Bir yatırım
aracının ne olduğunu, nasıl çalıştığını, hangi riskleri taşıdığını ve hangi koşullarda zarar edilebileceğini
bilmeden yatırım yapmak doğru değildir.
Yatırım yapmadan önce kişinin kendi mali durumunu da değerlendirmesi gerekir. Acil ihtiyaçlar için
ayrılmış para ile uzun vadeli yatırım için ayrılan para birbirinden farklı olmalıdır. Bütün birikimi tek bir
yatırım aracına yönlendirmek yerine riskin dağıtılması da önemlidir.
Sonuç olarak kolay kazanç diye bir kavramın tamamen hayal olduğunu söylemek doğru olmaz.
Piyasalarda kısa sürede yüksek kazanç elde eden insanlar elbette vardır. Fakat burada önemli olan,
kazancın arkasındaki riski görebilmektir. Sadece kazanca bakıp riski görmezden gelmek, yatırımcının
en büyük hatalarından biri olabilir.
Ben her zaman şu düşüncenin önemli olduğunu savunuyorum: Önce paranızı korumayı öğrenin,
sonra paranızı büyütmeyi düşünün.
Çünkü kaybedilen para yeniden kazanılabilir, ancak büyük bir finansal kaybın psikolojik ve ekonomik
sonuçlarını telafi etmek uzun yıllar sürebilir.
Kolay kazanç vaadiyle karşılaştığımızda heyecanlanmak yerine durup düşünmeliyiz. Bu kazanç nasıl
elde ediliyor? Risk nedir? Paramın ne kadarı tehlikede? Kaybedersem ne yaparım? Yatırımın
arkasında gerçek ve anlaşılır bir ekonomik faaliyet var mı?
Bu sorulara cevap veremiyorsak, kazanç ihtimalinden önce risk ihtimalini düşünmemiz gerekir.
Çünkü finans dünyasında asıl mesele yalnızca ne kadar kazanacağımız değil ne kadar kaybetmeyi
göze aldığımızdır. Uzun vadeli ve sağlıklı bir finansal hayatın temeli de hızlı zenginleşme hayalinden
çok, bilinçli karar verme alışkanlığıdır.