Türkiye ile İtalya arasındaki ekonomik ilişkiler, son dönemde yalnızca ticaret rakamlarıyla değil,
yatırım, savunma sanayisi, enerji, ulaştırma, otomotiv ve teknoloji gibi stratejik alanlardaki iş
birlikleriyle de dikkat çekiyor. Özellikle son günlerde Roma’da gerçekleştirilen temaslar, iki ülke
arasındaki ekonomik ilişkilerin yeni bir aşamaya taşınmak istendiğini gösteriyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 18 Eylül’de İtalya’da gerçekleştirdiği temaslarda, İtalya Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani ile görüşmesi ve İtalyan iş dünyasının temsilcileriyle bir araya
gelmesi, aslında önümüzdeki dönemin ekonomik yol haritası açısından önemli mesajlar taşıyor.
Görüşmelerde ikili ticaretin yanı sıra karşılıklı yatırımlar, üçüncü ülkelerde ortak projeler, enerji,
savunma, uzay teknolojileri, telekomünikasyon, ulaştırma ve altyapı gibi alanlar ele alındı.
Burada benim özellikle dikkat çekmek istediğim nokta şu: Türkiye-İtalya ilişkilerini artık sadece
“Türkiye İtalya’ya ne satıyor, İtalya’dan ne alıyor?” şeklinde değerlendirmek yeterli değil. İki ülke
arasında giderek daha fazla üretim, yatırım ve tedarik zinciri ilişkisi oluşuyor.
40 milyar dolarlık hedef
Türkiye ile İtalya arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 29 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye'nin İtalya'ya ihracatı 13,27 milyar dolar, İtalya'dan ithalatı ise 15,73 milyar dolar oldu. 2026
yılının ilk sekiz ayında ise iki ülke arasındaki ticaret hacminin 19 milyar doların üzerine çıktığı
açıklandı. Türkiye ve İtalya liderleri tarafından orta vadede 40 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi
ortaya konulmuş durumda.
Bence 40 milyar dolarlık hedef yalnızca bir rakam olarak görülmemeli. Bu hedef, iki ülkenin ekonomik
ilişkilerini daha kurumsal ve daha uzun vadeli hale getirme arzusunun göstergesidir.
Türkiye açısından İtalya, Avrupa Birliği içerisindeki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda. İtalya
açısından da Türkiye; Avrupa, Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya'ya uzanan üretim ve lojistik bağlantıları
nedeniyle önemli bir ekonomik merkez niteliğinde.
Dolayısıyla burada kazanılacak her yeni ticaret anlaşması veya yatırım kararı, yalnızca iki ülke
arasındaki rakamları değil, daha geniş bir bölgesel ekonomik ağı da etkileyebilir.
Otomotiv ve sanayi başı çekiyor
Türkiye'nin İtalya'ya ihracatında binek otomobiller, motorlu kara taşıtları, makine ve çeşitli tarım-gıda
ürünleri öne çıkıyor. İtalya'dan ithalatta ise otomotiv parçaları, petrol ve yakıtlar, yatlar ve diğer
taşıtlar önemli yer tutuyor.
Özellikle otomotiv sektöründe iki ülke arasındaki üretim bağlantısının daha da önemli hale gelmesini
bekliyorum.
Çünkü günümüz ekonomisinde bir ülkenin yalnızca nihai ürün ihraç etmesi yeterli değil. Asıl önemli
olan, uluslararası üretim zincirinin hangi halkasında yer aldığıdır.
Türkiye'nin otomotiv yan sanayisi, makine üretimi, beyaz eşya, metal, tekstil ve diğer sanayi
sektörlerindeki kapasitesi İtalyan şirketleri açısından önemli fırsatlar oluşturuyor. İtalya'nın tasarım,
teknoloji, marka ve sanayi tecrübesi ile Türkiye'nin üretim kabiliyeti bir araya geldiğinde ortaya daha
güçlü bir ekonomik yapı çıkabilir.
İtalyan yatırımları önemli
Türkiye'de 1.500'ün üzerinde İtalyan şirketinin faaliyet gösterdiği belirtiliyor. 2002-2024 döneminde
İtalya'dan Türkiye'ye yaklaşık 5,1 milyar dolarlık doğrudan yatırım yapılırken, Türkiye'den İtalya'ya
yapılan doğrudan yatırımlar yaklaşık 850 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Daha güncel açıklamalarda ise Türkiye'de 1.645 İtalyan şirketinin faaliyet gösterdiği ve bu şirketlerin
yatırım, üretim, istihdam ve ihracat açısından önemli katkı sunduğu ifade edildi.
Burada Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca daha fazla mal satmak değil, daha fazla doğrudan yatırım çekmek olmalı.
Çünkü doğrudan yatırım geldiğinde fabrikalar kuruluyor, istihdam yaratılıyor, teknoloji transferi
gerçekleşiyor ve ihracat kapasitesi genişliyor. Üstelik yatırımın üretim odaklı olması, Türkiye'nin dış
ticaret dengesi açısından da uzun vadede daha değerli sonuçlar doğurabilir.
Yeni alanlar açılıyor
Son görüşmelerde savunma ve havacılık, uzay teknolojileri, enerji, telekomünikasyon, ulaştırma,
altyapı ve kritik hammaddeler gibi alanların gündeme gelmesi bana göre son derece önemli.
Çünkü dünya ekonomisi artık klasik ticaret anlayışından uzaklaşıyor.
Enerji güvenliği, kritik hammaddeler, savunma teknolojileri, yapay zekâ, dijital altyapı ve tedarik
zincirleri ülkelerin ekonomik güvenliğinin bir parçası haline geliyor.
Türkiye ile İtalya'nın bu alanlarda birlikte hareket etmesi, iki ülkenin şirketlerine üçüncü ülkelerde de
yeni fırsatlar sağlayabilir. Özellikle Afrika, Balkanlar, Orta Doğu ve Akdeniz coğrafyasında Türk ve
İtalyan şirketlerinin ortak projelere yönelmesi önemli bir potansiyel taşıyor.
Gümrük Birliği konusu kritik
Ancak Türkiye-İtalya ticaretinin geleceği açısından Avrupa Birliği ile ilişkiler de büyük önem taşıyor.
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin günümüz şartlarına göre genişletilmesi, hizmetler, kamu
alımları ve dijital ticaret gibi alanların sisteme daha fazla dahil edilmesi Türkiye açısından önemli bir
konu.
Bir başka kritik başlık ise AB'nin yeni sanayi politikaları ve “Made in EU” yaklaşımı.
Türkiye, özellikle otomotiv sektöründe Avrupa'nın üretim ve tedarik zincirlerinin önemli bir parçası
olduğunu vurguluyor. Roma'daki görüşmelerde de Türkiye'nin bu zincirlerin dışında bırakılmaması
gerektiği gündeme getirildi. İtalya tarafı ise Türkiye'nin argümanlarına AB içinde destek verdiğini
belirtti.
Bana göre bu konu önümüzdeki dönemde Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik ilişkilerinde en yakından
takip edilmesi gereken başlıklardan biri olacak.
Asıl mesele ticaretin niteliği
Sonuç olarak Türkiye-İtalya ticaretinde rakamların büyümesi elbette olumlu bir gelişmedir. Ancak
benim açımdan asıl önemli olan, bu büyümenin nasıl gerçekleşeceğidir.
Türkiye daha fazla hammadde ve ara malı ithal edip daha düşük katma değerli ürünler ihraç eden bir
yapı yerine, teknoloji yoğun, markalı ve yüksek katma değerli ürünlerde İtalya pazarındaki payını
artırmalıdır.
İtalya ile ilişkilerde hedef yalnızca 40 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak olmamalıdır. Bu ticaretin
Türkiye'nin üretim gücünü, teknolojisini, ihracat kapasitesini ve istihdamını artıracak şekilde gelişmesi
gerekir.
Bugün dünya ekonomisinde ülkeler yalnızca birbirleriyle mal alıp satmıyor; birlikte üretim yapıyor,
teknoloji geliştiriyor, yatırım yapıyor ve üçüncü pazarlara birlikte açılıyor.
Türkiye ile İtalya'nın önünde de böyle bir fırsat bulunuyor.
Benim beklentim, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkinin klasik ihracat-ithalat ilişkisinden
çıkarak yatırım, teknoloji, ortak üretim, savunma, enerji ve üçüncü ülke projeleri ekseninde daha
güçlü bir yapıya dönüşmesi.
40 milyar dolarlık hedefe ulaşmak önemli olabilir. Fakat daha önemlisi, bu rakamın arkasında
Türkiye'nin üretim gücünü artıran, İtalyan yatırımlarını çoğaltan ve Türk şirketlerini Avrupa'nın tedarik
zincirlerinde daha güçlü hale getiren kalıcı bir ekonomik ortaklığın kurulmasıdır.
Bence Türkiye-İtalya ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki dönemdeki gerçek sınavı da tam olarak
burada başlayacaktır.